Apple’ın 7 Yıllık Bekleyişi: iPhone Duo

Apple bugün katlanabilir telefonunu tanıttı. İlk Galaxy Fold 2019'da çıkmıştı.

Arada yedi yıl var.

İlk refleks belli: Apple yine bekledi, teknoloji olgunlaşsın istedi, başkalarının hatalarını gördü, sonra girdi.

Bunu söylemek kolay.

Benim kafama takılan başka bir şey.

Madem yedi yıl bekledin, neden Face ID yok?

Apple yıllardır bize yüzümüzün şifremiz olduğunu anlatıyor. Bankalar, ödeme sistemleri, uygulamalar buna göre şekillendi. Şimdi şirketin en pahalı telefonlarından birinde yan tuştaki parmak izine dönüyoruz.

Sadece o da değil. Arka kamera şirketin en yeni Pro sisteminden değil, geçen yılki modelden geliyor. Cihaz eylülde tanıtıldı ama ekimin sonuna kadar satışa çıkmayacak.

Bunlar kötü şeyler mi?

Hayır. Her biri açıklanabilir. Katlanan bir yüzeye Face ID modülü koymak kalınlık demektir; Apple inceliği seçmiş olabilir.

Ama hepsi bir arada bir şey söylüyor.

Katlanabilir telefon hâlâ taviz isteyen bir ürün. Apple da bundan muaf değil.

Mesele biraz burada başlıyor.

Biz iş hayatında zaman geçmesini hazırlıkla çok kolay karıştırıyoruz.

Bir şirket üç yıldır bir pazara girmemişse, "üç yıldır hazırlanıyor" diyoruz.

Belki hazırlanmıyordur. Belki sadece üç yıldır girmiyordur.

İkisi aynı şey değil.

Bunu şirketlerde çok görürsünüz.

"Takip ediyoruz."

Ne yaptınız?

"Piyasayı izliyoruz."

Başka?

"Rakipler ne yapıyor bakıyoruz."

Başka?

Çoğu zaman başka bir şey yoktur. Ne bir adam ayrılmıştır o işe, ne bütçe vardır, ne bir deneme yapılmıştır, ne müşteriyle oturulmuştur. Ama konu şirketin zihninde üç yıldır gündemde olduğu için üç yıllık bir hazırlık varmış gibi hissedilir.

Yoktur.

Üç yıllık bir düşünme süresi vardır. Hatta bazen o da yoktur; dosya raftadır, arada bir toplantıda adı geçer, sonra yine rafa kalkar.

Apple örneğini ilginç yapan da bu.

Samsung'un yedi yılı ile Apple'ın yedi yılı aynı yedi yıl değil.

Samsung o yedi yılda cihaz sattı. Ekranı bozuldu. Menteşesi tartışıldı. Servise cihaz geldi. İade oldu. Müşteri küfretti. Yeni model çıktı. Bir daha denedi.

İlk Galaxy Fold basın mensuplarının elinde bozulduğunda Samsung lansmanı geri çekmek zorunda kalmıştı. Dışarıdan bakınca rezalet. İçeriden bakınca, bir daha kimsenin satın alamayacağı bir veri seti: insanların bu telefonu günde kaç kez açıp kapattığı, hangi vaatten ilk vazgeçtiği, neyi tamir ettirmeye değer bulduğu.

Apple bunların hepsini dışarıdan izledi.

Elbette kendi laboratuvarında çalıştı, prototip üretti, tedarikçiyle uğraştı. Ama müşterinin elinde eskimiş yedi yıllık kendi ürünü yok.

Bu fark küçümsenecek gibi değil.

Bazı şeyler rakibi izleyerek öğrenilir. Bazıları ancak kendi paranızı yakarak.

Sanırım şirketlerin en sevmediği kısım burası. Çünkü herkes öğrenmek ister, kimse öğrenmenin bedelini ödemek istemez.

Sonra rakip yeni bir işe girer, biz bekleriz. Rakip hata yapar, "iyi ki girmemişiz" deriz. İkinci versiyonu çıkarır, "daha oturmamış" deriz. Üçüncüyü çıkarır, "pazar hâlâ küçük" deriz.

Bir gün dönüp bakarız, adam beş yıldır içeridedir.

Biz hâlâ pazarı takip ediyoruzdur.

Burada tabii ters hata da var.

Rakip bir şey yaptı diye peşinden koşmak. Herkes yeni bir araca geçti, biz de geçelim. Herkes yeni bir kanala girdi, biz de hesap açalım.

Bazen rakip sizden önce fırsatı görmemiştir. Sadece sizden önce para harcamıştır.

Ve beklemenin savunulabilir olduğu zeminler gerçekten var. Katlanabilir telefonlar bugün akıllı telefon pazarının hacim olarak yalnızca %2 civarında; IDC bu oranın 2030'da bile %4'ü bulmayacağını öngörüyor.

Yani burası küçük ve pahalı bir pazar. Apple'ın yıllarca burada olmaması gayet makul bir karardı.

Üç yıl erken girmek çoğu zaman üç yıl geç girmekten pahalıdır. Erken giriş sadece zaman değil; sermaye, yönetim enerjisi ve marka kredisi tüketir.

Dolayısıyla mesele erken girmek de değil, geç girmek de değil.

Ben artık başka bir sorunun daha işe yaradığını düşünüyorum:

Biz beklerken aradaki fark ne oluyor?

Kapanıyor mu, açılıyor mu?

Üç yıl önce rakibinizin sizden üç yıllık tecrübesi vardı. Bugün beş yıllık mı? Yoksa siz bu sürede ekip kurdunuz, tedarikçi buldunuz, müşteri tanıdınız, küçük denemeler yaptınız ve farkı bir yıla mı indirdiniz?

Gerçek hazırlık burada belli oluyor.

Takvimden değil. Mesafeden.

Apple bu mesafeyi kapatabilecek şirketlerden biri. Parası var, markası var, müşterisi var, tedarik gücü var. İlk üründe hata yaparsa ikincisini çıkaracak imkânı da var.

Bizim şirketlerin çoğunda bu imkân yok.

O yüzden "Apple da yedi yıl bekledi" cümlesi küçük şirketler için tehlikeli bir teselli.

Apple'ın yedi yılı sizin yedi yılınız değil.

Belki asıl mesele budur.

Bir kararın ne kadar zamandır rafta durduğu çok önemli değil.

O karar rafta dururken siz neye dönüştünüz?

Daha mı hazırsınız, yoksa sadece daha mı geç kaldınız?


Benimle çalışmak isterseniz

Mentorluk Desteği →

Zaman Yönetimi Eğitimi ve Hayat Sistemi →

Şirketler İçin Yönetim Danışmanlığı →

RAP Bülteni'ni desteklemek isterseniz,

Bültenin devamlılığına ücretli abone olarak, sponsor olarak veya doğrudan destek vererek katkıda bulunabilirsiniz.

Bir başka güzel destek yolu da bülteni faydalanacağını düşündüğünüz üç arkadaşınızla paylaşmak.

Bültene Abone Ol / Destek Ol →

Tüm Bültenleri Görüntüle →

Gelecek bültende görüşmek üzere.

Sonraki
Sonraki

7 Japon Bilim İnsanı ve İslam